13 02 2013

DANS VE SEKS

DANS VE SEKS |  görsel 1

 

Dans, insanların bedenlerini ve ruhlarını müziğin enerjisine bırakmasıdır,bu bir tür teslimiyettir.

Seks de böyledir...

Kurallı folklorik danslardan bahsetmiyorum...Figürlerinizi ezberden oynarsanız dikkatiniz teslimiyetinize mani olacaktır.Kareografisi önceden belirlenmiş danslarda bile oyuncu müzikle bütünleştiğinde olağan dışı bir performans sergileyebilir.

Burada bahsettiğim doğaçlama ;sizi izleyen,davranışlarınızı denetleyen, eleştiren kimselerin olmadığı, kendinizi rahat ve güvende hissettiğiniz bir yerde ruhunuzu tamamen müziğe vererek bedeninizi onun emrine sunmak ve uyum içinde bütünleşmek...

Yorgun ve gergin olduğunuzda dans edebilir misiniz?

‘Hayır...’Bu daha çok bir görev gibi yaptığınız, içine kendinizi katamadığınız bir dans olur...Hatta eziyet!

Aklınızda düşünceler; mesela,bitmemiş işler olduğunda, son günü gelmiş fatura ödemesi,arabanın dün akşam yanan benzin ışığı,teslim edilmesi gereken dosyalar,kapı çalarsa, çocuk uyanırsa,bakıcı gelmezse...

Ya da:’Dans ederken estetik görünmeliyim,mantık dışı komik hareketler yapmamalıyım,hata yapmamalıyım,kontrollü olmalıyım’ kaygıları...

Bir partiye davet ediliyorsunuz.Başta herkes son derece ciddi, kontrollü...İlerleyen saatlerde herkes topuklu ayakkabilarını,uzun tuvaletlerini,smokin ve takım elbiselerini unutup müziğin ritmine teslim olmuş...Kim takar karizmayı ;)

Şimdi parti videosunu izleyelim; siz dahil oradaki herkese karşıdan ve objektif olarak baktığınızda; sadece insanların danslarındaki uyuma ve beden dillerine bakarak bile hayatları hakkında fikir sahibi olabilirsiniz...

Dans ve hayat ne alaka? Dediğinizi duyar gibiyim ;)

Kişinin dans stili ve hayat tarzı aslında öyle çok örtüşür ki...Kurallara bağlı dans edenler; dansa kendilerinden bir şey katmayıp, her şeyi öğretildiği gibi uygulayanlardır.Kurallara harfiyyen uyanlardır.Kontrollüdürler,hata yapmaktan korkarlar.Başkalarının kendileri hakkındaki düşünceleriyle kendilerini değerlendirirler.Göze batmayı, sivrilmeyi istemezler.Orada dans ediyor olmaları görev icabıdır.Hatta sadece oldukları yerde sallanıp, el çırparlar...Derinlerde bir yerlerde öz güven problemleri yatabilir.

Kimileri içlerinden çılgınca dans etmek geldiği halde ciddiyetleri ve sosyal statüleri gereği karizmayı çizdirmek istemezler ;)Onlar, hayatlarında da içlerindeki yaramaz çocuğu ve çılgın genci bastırmışlardır.Genellikle de ailenin büyük çocuğu olduklarından;erken olgunlaşmış ,sorumluluk almış,ciddi insanlardır.Böyle bir ortamda bile kendilerine biçtikleri, giyinip kuşandıkları rolden ödün vermezler.

Bazıları da nasıl göründüklerini,gülünç olup olmadıklarını,kimin ne düşüneceğini hiç umursamadan kendilerini müziğin ritmine bırakırlar.Burada bahsettiğim taşkınlık değil elbette, o diğer kategorinin konusu ;)Rahat ve doğaldırlar.Gecenin en çok ve hakkıyla eğleneni onlardırlar şüphesiz...

Gelelim kendini ortalara atıp taşkınlık yapanlara, onlar hayatlarında çok bastırıldıkları için, aslında derinlerinde yatan tüm bastırılmış güdü ve duyguları birden patlayanlardır.Silik kaldıkları tüm zamanları telafi etmek istercesine öne çıkmak,fark edilmek,dikkat çekmek istemektedirler...Bu duyguları müzikle bütünleşmekten çok bir amaca hizmet etmektedir.

Yalnız ya da bir partnerle dans etmek arasındaki fark;yalnızken tüm uyum ve bütünleşmenin tamamen kandinizle, bir parnerle dans ederken ise onunla olmasıdır.Müziğin enerjisi herkesde farklı etkiler yaratacaktır muhakkak.Ancak müzik öyle evrenseldir ki;kültürle de yakın ilişkisi olmasına rağmen,benzer melodiler hemen hemen tüm insanlarda birbirine yaklaşık duygular uyandırır;hüzün,neşe,coşku  gibi...

Dans etmek bir nevi topraklanmaktır.Enerjinizi keyif alarak boşaltırsınız.Tabii keyif alabiliyorsanız, az önce bahsettiğimiz gibi, görev olarak dans edenler alabilecekleri hazzı almaktan mahrum kalacaklardır.

Dans etmeyi sevmediğini ya da bilmediğini söyleyenlere rastlarsınız.Çekingen ve gergin insanlardır. Hiç dans etmediklerini söylerler,’Bilmem ki, becerebilir miyim?’ derler ama denemeye de gönüllü değillerdir.Hemen her konuda bıkkındırlar.Her şeye bahaneler bulurlar.Onların da derinlerinde yatan ‘beğenilmeme’ ve ‘eleştirilme’ korkusudur.

Oysa insan, deneye yanıla öğrenir.Denedikçe deneyim kazanır.

İnsan bedeni bir enstrüman gibidir,her biri kendi doğasındadır,kendisinin ve dans partnerinin enerjisini ne kadar iyi algılarsa bütünleşmesi de o denli başarılı olacaktır.

Enerjiyi algılayabilmek için mesafeleri kapatmanız gerekir.Ruh ve fizik olarak yakınlaştığınız oranda algılamanız da artacaktır.İşin içine sezgilerinizi de katın...Beden dilinizi, ifadenizi...Hiç konuşmadan tüm anlatabilirliğinizi...

Kendinizi partnerinizin kollarına bırakın...Kadınlığınızı/erkekliğinizi hissedin...Bedeninizle barışın...Her şeyinizle özel ve özge olduğunuzu bilin.Tüm kalıpları, kuralları bırakarak ana odaklanın.Kendinizi müziğin ritmine bırakın...Hiç bir şey düşünmeyin;geçmiş,gelecek,öncesi,sonrası...

Sakin bir adadasınız ve güneş batıyor...Sahilde sıcak kumların üzerinde dans ediyorsunuz...Dalga sesleri ve kuş cıvıltıları eşlik ediyor dansınıza...Ara sıra kıyıya vuran dalgalar ayaklarınızı serinletiyor ve ayaklarınızın altındaki kum taneciklerini usulca çekiyor...İçinizden geldiği gibisiniz...

Bir kuğunun kanatları gibi şefkatli elleriniz.Ruhunuz ve bedeninizle dans ediyorsunuz,tüm hücrelerinizle...Hareketlerinizi partneriniz tamamlıyor,eksik yanlarınızı...Siz de onun boşluklarını dolduruyorsunuz, bütünleşiyorsunuz... Müziğin ritmiyle dönüyor, sıçrıyor,kasılıp gevşiyor, süzülüyorsunuz...

Kendinize izin verin, kasmayın, rahatlayın,gevşeyin... Olana ve olabileceğe izin verin...İçinizdeki yaramaz çocuğa,tutkulu kadına/erkeğe...Olduğunuzu sandığınızdan çıkın hatta kim olduğunuzu unutacak kadar anda olun...Tasalar,kaygılar,hatalar,kusurlar hepsini bir kanara atın...Kendinize, ana ve müziğe odaklanın,bütünleşin...Müziğin ezgisinin sizi alıp götürmesine izin verin...Bilmediğiniz diyarlara,tanımadığınız duygulara,hazlara...

Çok lezzetli bir yemekten ilk lokmasını alan bir gurmenin dilinin; her tadı ve kokuyu birbirinden ayıran papillaları üzerinde dolaştırması ,bir şarap tadıcısının şarabı koklayıp yudumlaması gibi...Heyecanla, tutkuyla...

En iyi bildiğiniz en güzel yaptığınız şey dans etmek ve şimdi kendinizi hazza bırakmış dans ediyorsunuz...

Konuya hakimsiniz,bedeninizle barışıksınız,ruhunuz yaşam ve sevgi enerjisiyle dopdolu...Müziğin enerjisine uyum sağlayıp bütünleştiğiniz oranda kendinizden geçiyorsunuz...

Bırakın, kalbiniz daha hızlı çarpsın,Nefesiniz sıklaşsın...Kendinizi birikmiş negatif enerjilerden arındırın.

Gülümseyin, asla gergin bir yüzle dans etmeyin...Gerekirse nötr olun ama asla asık suratlı değil.Bu, dans partnerinizin bilinç altı tarafından algılanacak ve olumsuz etkilenmesine yol açacaktır.Müzik sizi coşturduğunda şarkıyı mırıldanın,bağırın,çağırın,çığlık atın deşarj olun...

Parti denince hemen her kültürde dans akla gelir...Afrika yerlilerinin, Avustralya Aborgeen’lerinin,Kızılderililerin,Avrupa’nın,Asyanın kısaca her kültürün kendi müziği ve dansları vardır...

Dans; insan yaşamının önemli bir aktivitesidir.Her insan, potansiyel olarak dans edebilme becerisine sahiptir.

Önemli olan kendini keşfetmeyi istemesi ve kendisine bunun için izin vermesidir.

S.Özdemir

 

746
0
0
Yorum Yaz