17 02 2013

Lastikli Çarşaf Nasıl Katlanır?

Lastikli Çarşaf Nasıl Katlanır? |  görsel 1

Büyük rahatlık bu lastikli çarşaflar... Çarşafın kayma, kırışma derdini minimalize ediyor. Bir de katlanması kolay olsa,derken.... Devamı

15 02 2013

Soyunma Biçimine Göre Kişilikler

Soyunma Biçimine Göre Kişilikler |  görsel 1

  1- DOST CANLISI ELBISELERINIZ ÇIKARIP HER YERE ATIYORSANIZ “DOST CANLISI”BIRISINIZ. BASKALARI SIZIN DAGINIK VE PASAKLI OLDUGUNUZU DÜSÜNEBILIR.AMA GERÇEKTE, BASKALARINA FAZLA ALDIRMAMA YOLUNU TERCIH EDIYORSUNUZ. 2- GÜVENILIR BIRI GIYSILERINIZI ÇIKARIP HEMEN DERLI TOPLU OLARAK YERLERINE KOYUYORSUNUZ.ÇIKARDIGINIZ HER SEYIN KONACAGI BIR YER VAR. BU TÜR INSANLAR, YASAMIN SORUNLARINI ÇÖZMENIN EN IYI YOLUNUN “HIÇ SORUN YARATMAMAK”OLDUGUNU DÜSÜNÜYORLAR. GÜVENILIR BIRISINIZ VE ÇEVREYE DIKKAT VERMEYI BILIYORSUNUZ. 3-DERIN DÜSÜNEN GÖMLEGINIZI ÇIKARDINIZ VE BIR SÜRE EVDE DOLASIYORSUNUZ. PANTOLON ÇIKARMANIZ 10 YA DA 15 DAKIKA SONRA GELIYOR.ZAMAN SIZIN IÇIN ÇOK FAZLA ÖNEMLI DEGIL. BOS ZAMANLARI VE DERIN KONULARI DÜSÜNMEYI SEVIYORSUNUZ. AMA ACELEYE GELEMIYORSUNUZ. 4-TUTKULU VE NESELI GIYSILERINIZI “SÜPER BIR HIZLA” ÇIKARIYORSUNUZ. BU TÜR INSANLAR, GENELDE STRESLI OLUYOR. ANCAK AYNI KISILER TUTKULU VE NESELI DE OLABILIYOR. 5- ROMANTIKLER SAATINIZI, KOLYENIZI VE BILEZIGINIZI HER SEYDEN ÖNCE ÇIKARIYORSUNUZ. DUYGU YÜKLÜSÜNÜZ, ROMANTIKSINIZ, DÜSÜNCELISINIZ VE IYI ARKADASLIKLAR KURABILIYORSUNUZ. 6- MACERACILAR ELBISE ÇIKARIRKEN BELLI BIR RUTINI IZLEMIYORSUNUZ. YA DA HER GÜN FARKLI BIR YÖNTEMIDENEMEKTEN HOSLANIYORSUNUZ. BU KISILER “OLDUKÇA MACERACI” VE RISK ALABILIYORLAR.SOSYAL ORTAMLARA IYI UYUM SAGLIYORLAR, FARKLI AKTIVITELERDEN ZEVK DUYUYORLAR. ... Devamı

14 02 2013

ŞIKLIĞINIZDA SAÇ MODELİNİZİN ETKİSİ

ŞIKLIĞINIZDA SAÇ MODELİNİZİN ETKİSİ |  görsel 1

  Biz nasıl ve ne zaman bu hale geldik, her şey nasıl çığrından çıktı? Her sokakta üç beş kuaför salonu mevcut...Buna rağmen her gittiğinizde sıra bekliyorsunuz... Anlaşılan Türk kadını son 25 yılda çok bakımlı ve bilinçli olmuş... Peki böyle mi gerçekten? Rus, Romen, Moldovyalı kadınların ülkelerindeki ekonomik sorunlar nedeniyle ülkemizi tercih etmeleri ve kendi topraklarında kazanamadıkları ekmek parasını bizim topraklarımızda kazanmaya çalışmalarıyla hep birlikte yeni ve farklı “kadınlar” tanıdık... Görmeye fazla alışık olmadığımız bu kadınlar; rengarenk saçlara, çekici fiziksel görüntülere,seksi bir giyim tarzına ve en çok da “dişiliğe” sahiplerdi...  Türk erkekleri  bunları fark etmekte gecikmedi ve Karadeniz Bölgesi’nden başlayarak imam nikahlı evlilikler, aldatma ve dolayısı ile de boşanma istatistikleri artmaya başladı. Bizim kadınlarımız gibi cinsel tabulara sahip olmayan;cinsellikle erken yaşlarda tanışan, öz güvenli, özgür, deneyimli ve kadınlıklarının farkında olan bu kadınlar erkeklerin aklını başından aldı... Yuvasını kurtarmaya ve erkeğine sahip çıkmaya çalışan kadınlarımız da çareyi görsel olarak onlara benzemeye çalışmakta buldular. Moda ve medyanın bu konudaki dayatmalarını da ilave edince ortaya bahsettiğim tablo çıktı... Keşke yuvalarını kurtarma  ve eşlerini kazanma kaygısı taşıyan kadınlar; gözlerinin ve gönüllerinin başka kadınlara kaymasına mani olmak için, saçları kadar kilo ve formlarını korumak, kadınlıklarının farkında olmak gibi daha önemli  başka konularda da rekabet etmeye çalışsalar,meselenin sadece saç rengi değiştirmekle çözülmeyeceğinin farkına varsalar... Çok değil 2o-... Devamı

13 02 2013

ŞIKLIKLA RÜKÜŞLÜK ARASINDAKİ İNCE SINIR

ŞIKLIKLA RÜKÜŞLÜK ARASINDAKİ İNCE SINIR |  görsel 1

  Biz kadınlar; güzel, çekici ve şık görünmek isteriz. ’Güzel giyiniyor’, ‘Çok şık’,  ‘ Ne giyse yakışıyor’ benzeri sözler işitmek keyfimize keyif kattığı gibi öz güvenimizi de yükseltir. Şık görünmek için mankenler gibi incecik ve upuzun bir silüete ihtiyacımız yok.İhtiyacımız olan şey; kendine objektif bakabilen gözler... Aynanın karşısına geçip, iç çamaşırlarınızla kendinize bakın...Beden imajınızın farkına varın...Burada yalana yer yok; boyunuz kısa, basenleriniz var, göbeğiniz hafifçe fırlamış,balık etlisiniz,çok sıskasınız,boynunuz çok kısa,kollarınız çok kalın,bacaklarınız çok ince ve çarpık...Her ne ise, olanı olduğu gibi görün önce... Bunu sizin yerinize bir başkası yapamaz, yapsa bile nezaketini korumak ve kırmamak adına size küçük (!)yalanlar söyleyebilir. Kendinizle başbaşa ve olabildiğince yalansız işinize gelmese bile “doğruyu, yalnız doğruyu söyleyeceğinize” söz verin... Şimdi bedenimize dair tüm gerçeklerin farkındayız. Sıra renklere geldi...Modanın dayatmalarını bir kenara bırakırsak;evrenin bizlere sunduğu binlerce renk var.Bunlar arasından kendimize yakışan ve yakışmayan renkleri yine objektif olarak seçeceğiz.Renk seçimi sadece saç ve ten rengiyle değil aynı zamanda silüetle de yakından alakalıdır.Sizin kişiliğiniz, taşımayı sevdiğiniz ya da sevmediğiniz renkler de önem taşır.Dikkat çekmeyi sevmiyorsanız canlı renklerden uzak durmalısınız.Giysi seçiminiz ortamda yaratmak istediğiniz enerji ve karşınızdakilerde bırakmak istediğiniz etki ile de yakından ilişkilidir. Kırmızı satenden ince askılı kısa ya da uzun bir gece elbisesini iri göğüslü ve hayli balık etli bir kadın te... Devamı

08 02 2013

Kendinize Zaman Ayırın

Kendinize Zaman Ayırın |  görsel 1

  Pazardan dönerken komşuma rastlıyorum.Ayaküstü selamlaşıyoruz; -“Nasılsın, ne yapıyorsun?” Diyor. -“Pazardan geliyorum,muhteşem yeşillikler aldım.Harikaydı bu gün Pazar” Diyorum... -“Pazardan sebze alıp mutlu olan bir tek seni gördüm” diyor gülerek... İnsan mutlu olmak istiyorsa, hayattan keyif almayı biliyorsa onun için her şey bir mutluluk vesilesidir.Hepimiz aynı dünyada yaşıyor görünmekle birlikte kendimize kurduğumuz dünyalarda yaşıyoruz... Yaşam sevincinin kaynağı kendi içimizdedir.Onu dışarıda aramaya gerek yok, insan içinde olmayan huzuru hiç bir yerde bulamaz... Her işini bir seramoni gibi, içine dahil olarak, duygularını, sevgisini katarak keyifle yapabilir insan...O ruh hali içerisinde yaptığınız işin zorluğu,sizden beklediği sabır zulüm olmaktan çıkarak bir keyife dönüşecektir... Nedir en zor yemek?Sarma mı?Müziğinizi ya da izlemek istediğiniz programı açarak, kendinize çalışmayı keyifli bir hale dönüştürecek ortamı hazırlayarak, aralarda küçük molalar vererek yapabilirsiniz sarmanızı, emin olun ne zaman bittiğinin bile farkına varmayacaksınız... Ev işi yaparken, dolap düzenlerken, ütü yaparken kendinize keyifli bir ortam yaratıp arada küçük molalarla ödüllendirirseniz işlerin ne zaman bittiğinin siz bile farkında olmazsınız... Yaptığınız her şeyi görev olarak değil, keyif alarak yapmalısınız.Hatta yemek yemek, çay içmek bile böyle...Bu sizin yaşama bakış açınız ve önceliklerinizle alakalıdır.Önceliğiniz kendinize değer vermekse tüm yapılacak işler sizin için ikinci sırada olacaktır.Siz varsanız ve iyiyseniz başka her şey anlamlıdır.Önemli olan bitmesi gereken işler değil, sizsiniz ve sizin onları... Devamı

05 02 2013

OSMANLI PADİŞAHLARI

OSMANLI PADİŞAHLARI |  görsel 1

  Bir kaç gün önce bir TV.programında halk röportajı vardı; "Fatih Sultan Mehmet  ve Kanuni Sultan Süleyman arasındaki akrabalık bağı nedir?" diye soruldu... Genç yaşlı bir tek kişi bile doğru cevabı veremedi...     Fatih Sultan Mehmet Sultan II.Bayezid Yavuz Sultan Selim Kanuni Sultan Süleyman PADİŞAH ADI : TAHTA GEÇİŞ TARİHİ : TAHTTAN İNİŞ TARİHİ I. Osman : 1299 : 1324 I. Orhan : 1324 : 1361 I. Murat : 1360 : 1389 I. Bayezid : 1389 : 1402 I. Mehmet : 1413 : 1421 II. Murat : 1421 : 1444 II. Mehmed : 1444 : 1446 II. Murad : 1446 : 3 Şubat 1451 II. Mehmed : 3 Şubat 1451 : 3 Mayıs 1481 II. Bayezid : 19 Mayıs 1481 : 25 Nisan 1512 I. Selim : 25 Nisan 1512 : 21 Eylül 1520 I. Süleyman : 30 Eylül 1520 : 7 Eylül 1566 II. Selim : 29 Eylül 1566 : 21 Aralık 1574 III. Murad : 22 Aralık 1574 : 16 Ocak 1595 III. Mehmed : 27 Ocak 1595 : 20 ya da 21 Aralık 1603 I. Ahmed : 21 Aralık 1603 : 22 Kasım 1617 I. Mustafa : 22 Kasım 1617 : 26 Şubat 1618 II. Osman : 26 Şubat 1618 : 19 Mayıs 1622 I. Mustafa : 20 Mayıs 1622 : 10 Eylül 1623 IV. Murad : 10 Eylül 1623 : 8 ya da 9 Şubat 1640 I. İbrahim : 9 Şubat 1640 : 8 Ağustos 1648 IV. Mehmed : 8 Ağustos 1648 : 8 Kasım 1687 II. Süleyman : 8 Kasım 1687 : 22 Haziran 1691 II. Ahmet : 22 Haziran 1691 : 6 Şubat 1695 II. Mustafa : 6 Şubat 1695 : 22 Ağustos 1703 III. Ahmed : 22 Ağustos 1703 : 1 ya da 2 Ekim 1730 I. Mahmud : 2 Ekim 1730 : 13 Aralık 1754 III. Osman : 13 Aralık 1754 : 29 ya da 30 Ekim 1757 III. Mustafa : 30 Ekim 1757 : 21 Ocak 1774 I. Abdülhamid : 21 Ocak 1774 : 6 ya da 7 Nisan 1789 III. Selim : 7 Nisan 1789 : 29 Mayıs 1807 IV. Mustafa : 29 Mayıs 1807 : 28 Temmuz 1808 II. Mahmud : 28 Temmuz 1808 : 1 Temmuz 1839 Abdülmecid : 1 Temmuz 1839 : 25 Haziran 1861 I. Abdülaziz : 25 Haziran 1861 : 30 May... Devamı

02 02 2013

Ölü zamanları nasıl değerlendirirsiniz?

Ah o muayenehaneler! Hepimiz dişçide, hastanede, jinekologda 'off'layarak sıra bize gelsin diye beklemişizdir. Böyle anlarda da vakit gecirebilmek için tek seçeneğimiz ya yanımızda bekleyen diğer hasta ile sohbet etmek ya da masanın üzerindeki çoğu eski dergileri karıştırmaktır. Ama iş yerine döner dönmez yapacak bunca işimiz varken canımız çoğu zaman " Serdar Ortaç'ın yeni sevgilisini" okumak istemez. Doktor ya da diş hekiminizi beklerken, kendi okuma malzemeleriniz, şüphesiz, sehpanın üzerinde duran rastgele yayınlardan daha faydalı olacaktır. Okuldayken, en verimli calışma saatim evde rahat ve vaktimin bol olduğu anlar değil de otobüste, ya da iki ders arasında geçirdiğim ölü saatlerdi. Ne kadar planlasanız ve dikkatli programlasanız da günün öyle zamanları olur ki beklemeniz gerekebilir. Oysa ölü zaman dediğimiz böyle anları değerledirebilir ve hatta hiç tahmin edemeyeceğiniz kadar iyi sonuçlar alabilirsiniz. Boşa gidecek saatleri kullanışlı hale getirmek, 'zamanı öldürmemek' için fikirler… BEKLEMEK KAYIP DEĞİLDİR: Beklemek kaçınılmaz olduğunda onu ölü zaman olarak düşünmeyin. Bu dakikaları işe yarar hale getirin. Böylesi anları okumak için kullanabilirsiniz. Beş dakika orada, on dakika burada derken bunlar birbirine eklendiğinde günde bir saati bulabilir. OFİSİNİZİ YANINIZDAN AYIRMAYIN: Programınızı ve randevularınızı ne kadar dikkatli oluşturduğunuzu gözönüne almaksızın okuma ve çalışma konularınızı her zaman yanınızda bulundurun. Büro raporları, periyodik yayınlar ve kestiğiniz kupürleri koyacağınız bir çanta ya da dosya keşfedilmemiş bir hazineyi barındırabilir. KALEMİNİZ HAFIZANIZ: Rastladığınız önemli noktaları işaretlemek... Devamı

31 01 2013

Beyarslan Köyünde karne heyecanı

Beyarslan Köyünde karne heyecanı |  görsel 1

  Saray İlçesi'ne bağlı, İran sınırındaki Beyarslan Köyü'nde de karne heyecanı yaşandı.   İran sınırındaki Beyarslan Köyü'ndeki orta okulda düzenlenen karne dağıtım törenine, Saray Kaymakamı Ahmet Can Pınar, Belediye Başkanı Ünal Özarslaner ve Saray Garnizon Komutanı Yüzbaşı Ayhan Şenol da katıldı. Kaymakam Ahmet Can Pınar köydeki kız öğrencilerin başarısını kendisini gururlandırdığını belirterek ilk bisikleti ve karneyi kendisi bir kız öğrenciye verdi. KIZLAR FARK ATTI Okulda takdirname alan 15 öğrenciden 10'unun kız olması dikkat çekti. Kızların bu başarısı, karne töreninde protokolü de köye taşıdı. Okul önünde ptorokol üyelerinden bisikletlerini alan öğrenciler kendilerine destek olan öğretmenlerine ve ailelerine teşekkür etti. Bisikletini alan 12 yaşındaki Şefkat Damar, ailesinin kendisine çok destek olduğunu belirterek, "Ailem bana çok inandı. Ben de onların bu inancını boşa çıkarmadım. Bundan sonrada daha fazla çalışmaya gayret edeceğim. Kimsenin emeğini boşa çıkarmayacam" diye konuştu. Hava sıcaklığının gece sıfırın altında 20 derecelere kadar düştüğü bölgede karne törenlerini iptal edeceklerini belirten Kaymakam Pınar, "Hava soğuk olduğu için karne törenini iptal edecektik. Fakat öğretmenler kendi imkanlarıyla ve gönüllülerin desteğiyle öğrencilere bisiklet almışlar. Biz de bu öğrencilerimizi teşvik etmek için buraya geldik. Burası başarılı bir okulumuz. Biz de onları her konuda destekliyoruz. Öğretmenler de onları ders saatlerinin dışında eğitiyorlar. Öğretmenlerimiz de ödüllerin en güzeline layıklar" diye konuştu. Kaymakam Pınar ayrıca Muhtar Siyaahmet Sarı'ya da 2 bin kitapla oluşturduğu kü... Devamı

30 01 2013

İki balığın hikayesi...

İki balığın hikayesi... |  görsel 1

Bir varmış, bir tane daha varmış Biri olmadan, öbürü olmazmış. Bu böylece yazılsınmış. Bir Rus köyü'nde iki balık yaşarmış. Biri turuncu ve İri. Öbürü korkak ve İnce. Bütün çiftler de böyledir biraz düşününce. İri sormuş birgün. 'Madem bütün bu denizler birbirine bağlı, niye biz seninle sadece bu kıyıdan ötekine yüzüp duruyoruz? Kendimizi bir akıntıya bıraksak, yeni sularda yüzsek, başka balıklar yesek daha mutlu olmaz mıydık?' Hak verdi İnce. İnceliğinden sırf. Çünkü onun mutluluğu için, İri ve o kıyı yeterlidir. Gerisi hava su değişikliğidir ki, insan bundan beslenemez. Balıklar hiç. Katıldı yine de, düştü İri'nin peşine. Akıntıya bıraktı kendini. Bunlar beraberce, İstanbul ve Çanakkale boğazlarını geçtiler. Geçerken eğlendiler. Fakat bir balıkçı, akşam yavrularına balık götürmek için suya ağ atmıştı. Ve bizimkiler farkına varmadan bu ağa takıldılar. Daha doğrusu İri takıldı. İri ya. İnce de sıyrılıp çıktı. İnce ya, bırakıp gitmedi. Hem inceydi hem aşık. Kemirip ağları, kurtardı İri'yi. 'E, tabi, ben bu ağlara takılacak kadar güçlü kuvvetli değilim, eriyip gidecek gibiyim' diyerek, onun gururunu da okşadı. Aşkta, en yanlış şeyler bile mantıklı gelir insana. Tabi balıklara da. Çünkü aşk, suyun içinde de aşktır.  Derken, bizimkiler soğuk denizlere kavuştular. Fakat İnce, alışık değildi bu serin sulara ve hastalandı. Pulları dökülüyordu hergün ve gün geçtikçe daha da yavaşladı. Hatta durdu birgün. Atlantiğin ortasında. Ya döneceklerdi ve İnce kurtulacaktı. Ya da tek bedene düşeceklerdi. Çünkü herkesin Küba'ya kadar yüzecek nefesi kalmayabilir. Hele hastaysa. İri, Küba'ya gi... Devamı

30 01 2013

Bana imzanı göster,sana kim olduğunu söyleyeyim...

Bana imzanı göster,sana kim olduğunu söyleyeyim... |  görsel 1

Grafoloji (yazı bilimi) Avrupa ve Amerika’da sıklıkla başvurulan bir ilim dalı. İstihbarat teşkilatları olayları çözümlemek, büyük şirketler eleman alımında isabetli karar vermek, eğitimciler öğrencilerini daha iyi tanıyabilmek için imza ve yazıdan karakter tahlili yapmaya sıkça başvuruyor. Türkiye’de çok fazla uygulama alanı bulunmayan bu dal, Adli Tıp Kurumu’nda genellikle sahtecilik olaylarını çözümlemede kullanılıyor. İmzadan karakter okuma ilminin temel taşları - İmza uzun olursa kişi sabırlıdır. - İmza kısa ise insan mantığını iyi kullanır. - İmza keskin çizgiler içeriyorsa kişi keskin fikirli, esprili, keskin mantıklı ve dilini kılıç gibi kullanan ve dilinden çok çekecek bir insandır. - İmza düzgünse insan düzgün karakterli, güvenilir, iyi ahlaklı, uyumludur. - İmzada yuvarlaklık varsa kişide lider özellikleri vardır. - İmzada 3 nokta varsa kişi keskin nişancı, avcılığa yatkın ve nüktecidir. - İmzada geri dönüşler varsa kişinin hafızası kuvvetlidir. - İmza sanatsal çizgiler içeriyorsa kişi güzel sanatlara yatkındır. - İmza kısa ve üstünkörü ise kişi boş vermiştir. - İmzanın başı büyük harf ve gösterişle başlıyorsa kişi özgüvenli, başlangıçta kendini iyi, karizmatik tanıtandır. - İmzanın başı, ortası ve sonu büyükse başta, ortada ve sonda kendini iyi takdim eden ve iyi iş takibi olan birisidir. - İmzanın sonu büyük harfle bitiyorsa başladığı işleri iyi bitiriyor demektir. - İmzanın baş harfinden sonra gelen kısım ince ise kişi ince karakterli ve duygusal, kalınsa kişi kabadır ve duygusal değildir. - İmzanın sonunda ileri veya yukarı doğru giden bir çizgi varsa kişinin hedefi büyüktür. Aşağı doğru çizgi varsa ki... Devamı